Evet, yanlış duymadınız. İstanbul trafiğini seviyorum. Peki herkesin nefret ettiği bir şey nasıl sevilir merak ediyorsunuzdur sanırım. Bunun birçok nedeni var. İşte size sevme nedenlerimden bazıları.
Yeni arkadaşlıklar kurma, değişik topluluklara katılma adına İstanbul trafiği birebir. Nasıl diyebilirsiniz. Size bir örnek vereyim. Efendim trafik felç, yanınızda tanımadığınız ama nedense kanınınızın kaynadığı birisi, nerden lafa başlayacağınızı da bilmiyorsunuz. İşte size İstanbul trafiğinin yardımı. Tanışmak istediğiniz şahsa hafifçe döndükten bir iki dakika sonra “bu ne biçim trafik ya, burası da hep böyle, devamlı tıkanıyor, nedir bu çilemiz di mi ama” dedikten sonra karşı taraftın di! Demesini bekleyin. Cevap gelirse devam trafiğe saldırmaya. Mutlaka o konuda söylenecek birçok lafı vardır. Ayrılmadan önce telefonunu alın ki arkadaşlığınız devam etsin di mi ama.
Başka bir boyut İstanbul trafiğinin istihdama ve nüfus planlamasına da katkısı olduğu bilim adamları tarafından ispatlanmış bir olgu. Şöyle ki; trafik yine felç, hava çekilecek gibi değil. Sanki saçtan yapılmış bir tenekenin içine doldurmuşlar bir dünya insanı. Ortalarda bir yerde orta yaş üzeri birisi (Gençte olabilir. Tamamiyle bünyeye bağlı) yere yığılıveriyor. Vatandaşın kalbi atak yapmış, sermiş yere vatandaşı. Hastaneye atalım desen nasıl gideceksin, ambulans çağırsan nasıl gelecek. Tabi adam Cennetlik. Ne oldu bu durumda. Vatandaş çalışıyorsa bir gence yerini bırakarak istihdam sağladı. Ayrıca nüfus planlamasına da ufak bir katkıda bulundu.
Öbür dünyaya yatırım yapma noktasında da İstanbul trafiği bizlere yardımcı oluyor. O da şöyle oluyor. Trafik yine felç bir yer bulmuşsunuz bir saattir oturuyorsunuz. Başucunuzda “kalkta birazda ben oturayım” diye imalı imalı bakan bir çift göz var. Bu durumda “ben yeterince dinlendim birazda siz dinlenin buyurun böyle oturun” diye yer verdin ya işte sevapların en büyüğü. Gülümsemek bile sadaka sayıldığına göre siz düşünün kazandığınız sevabı. Alın size son bir mesela; sabır, nefis terbiyesi gibi konularda da İstanbul trafiği birebir. Eğer otobüsü bir türlü dolduramayan ve her fırsatta “orda boş yer var ilerleyelim” diye size bağıran muavine sesinizi çıkarmıyorsanız. Önünüzde duran vatandaşın koltuk altı burnunuzun direğini kırdıysa ve siz buna içerlemiyorsanız. Birisi ayağınızın üzerinde yolculuk ediyor ve siz “hele bi uzak dur hemşerim” demiyorsanız. İçerde sıcaktan kavrulurken beterin beteri var diyorsanız, sabır taşını sağlam tutmuş, Budist rahiplerin bir ömür boyunca çıkmaya çalıştığı o nirvananın zirvesine siz bir yolculukla çıkmayı başarmışsınızdır.
Aklına başka şeyler gelen varsa buyursun yorum köşesine


3 yorum:
hiç bu yönden düşünmemiştim :)
istanbul trafiğini seviyorum, istanbul'dan ötürü :):):)
dogru bir tesbit kadriye
Yorum Gönder